http://www.medicanadis.com.tr/modules/mod_image_show_gk4/cache/stories.slide.medicana-dis-gulus-tasarimigk-is-154.jpglink
http://www.medicanadis.com.tr/modules/mod_image_show_gk4/cache/stories.slide.medicana-dis-laminate-veneergk-is-154.jpglink
http://www.medicanadis.com.tr/modules/mod_image_show_gk4/cache/stories.slide.medicana-dis-gummy-smilegk-is-154.jpglink
http://www.medicanadis.com.tr/modules/mod_image_show_gk4/cache/stories.slide.medicana-dis-diastemagk-is-154.jpglink
«
»
Loading…

Sıkça Sorulan Sorular

Diş hekimi korkusunu yenmek için ne yapılabilir?

dis-hekimi-korkusuBazı kişiler diş hekimine gitmekten çok korkarlar. Bunun sebebi daha çok geçmişte (özellikle çocuklukta) yaşamış oldukları kötü tecrübeler veya kötü izlenimlerdir. Çoğunlukla da bu endişenin temelinde iğneye ve acıya karşı duyulan korku vardır. Gelişen teknoloji hastaların ağrı duymaması için birçok alternatif sunmaktadır. Bu nedenle günümüzde hastalar pek ağrı ile karşılaşmamaktadır. Örneğin teknolojinin gelişmesiyle diş hekimliğinde anestezi amacıyla kullanılan iğnelerin çapları bir milimetreden daha az olacak şekilde (0.35-0.40 mm) yapılmaktadır. İğnenin çapının çok ince olması nedeniyle hasta çoğu zaman iğnenin yapıldığını hissetmemektedir. Buna rağmen yinede endişelenen veya korkan hastalar için iğne yapılmadan önce sprey şeklindeki yüzeysel anestezikler kullanılarak iğnenin hiç hissedilmemesi sağlanabilir.

Genellikle hasta hekim arasındaki diyalog ve yaklaşım iyi olursa ve hastanın hekimine güveni tam ise herhangi bir sorunla karşılaşılmaz. Öncelikle tedavi edilmesi gereken dişin vücuda verdiği zararlar ve ağrı gibi olumsuzluklar göz önüne alınarak, bundan kurtulmak gerektiği hatırlanmalıdır. İyi bir anestezi sağlandıktan sonra, gerek çekim gerekse diğer tedaviler sırasında herhangi bir ağrı ya da acı olmaması gerekir. Genellikle insanlar çevrelerindekileri korkutmayı severler ve bu basınç ve çıtırtıları abartarak anlatırlar. Bu tür yanlış telkinlerin etkisinde kalınmamalı, her türlü soru hekime yöneltilmelidir. Bu korkunun hiçbir şekilde giderilemeyeceğinin anlaşıldığı özel durumlarda, sedasyon veya genel anestezi altında çekim yapılabilir.

Diş sağlığımız için nasıl beslenmeliyiz?

Diş sağlığı için zararlı olarak nitelendirilen gıda maddeleri şekerli ve asitli gıdalar ile dişler üzerine yapışıp kalan, kolay temizlenemeyen maddelerdir. Bunları tamamen kesmek değil ancak belirli bir düzen içinde tüketmek diş çürüğünün önlenmesi için gereklidir.

Diş sağlığı için önerilen beslenme şekli;

  • Şekerli, yapışkan ya da asitli gıdalar üç ana öğün içinde tüketilmelidir.
  • Öğün aralarında elma, havuç gibi sert dişleri temizleyip dişetine masaj yapacak gıdalar yenmelidir.
  • Şekerli, yapışkan gıda yendikten sonra dişlerin fırçalanması mümkün değilse ağız su ile çalkalanmalı ya da bir bardak su içilmelidir.
  • Yine şekerli gıda yendikten sonra ağza atılacak bir parça peynir şekerin çürük önleyici etkisini gidermek açısından son derece önemlidir.
Diş gıcırdatması sonucu ağız ve dokularında ne tür rahatsızlıklar oluşur ve belirtileri nelerdir?

Dişlerin çiğneyici yüzünde oluşan aşınma: Özellikle geceleri dişlerin birbirleri ile sürtünmesi sonucunda oluşan aşınma tüm dişlerde görülse de özellikle ön dişlerde daha çok görülür.

  • Dişlerde kırılma: Dişleri sıkma ve gıcırdatma sonucunda ön dişlerin köşelerinde arka dişlerin çıkıntılı kısımlarında mikro çatlaklar oluşur. Röntgen ile saptanamayan bu çatlaklar zamanla büyüyerek dişlerin kırılmasına neden olur.
  • Dişlerde aşırı hassasiyet: Dişlerin mine tabakalarının aşınmaları sonucunda genellikle soğuğa karşı hassasiyet gelişir. Ani diş sızlamaları başlar.
  • Diş etinin çekilmesi ve genellikle bununla birlikte oluşan dişin boynunda diş eti hizasında oluşan kama şeklindeki aşınmalar: Bu durumun oluşmasına neden olarak ilerleyen yaşa bağlı diş eti çekilmesi ya da aşırı baskı uygulanarak yapılan diş fırçalama gösterilse de bruksizm hastalığının dişlerde bu gibi oluşumlara neden olduğu bilinmelidir.
  • Dişlerde sallanma: Gıcırdatmanın uzun sürmesi sonucu dişlerin etrafındaki destek dokularda bir rezorpsiyon oluşur, bunun sonucunda dişler gevşeyerek sallanmaya başlar. Aşırı basınç dişleri saran kemik desteğinin kaybolmasına neden olur. Bu durumu telafi etmek için dişlerin kökleri hizasında ekstra kemik çıkıntıları gelişir.
  • Yanaklarda iritasyon (tahriş): Özellikle dişleri birbirlerine temas ettikleri kapanış çizgisi hizasında, yanağın iç kısmında çizgi ya da kabartı şeklinde fibröz bir oluşum meydana gelir. Bunun sonucunda sıklıkla yanak ısırma meydana gelebilir.
  • Kas ağrısı: Özellikle şakak ve yanak bölgesindeki kasların aşırı çalışması bu bölgelerde kas ağrısına neden olur.
  • Baş ağrısı: Oluşan kas ağrıları zaman zaman baş ağrısı şeklinde kendini gösterir.
  • Çene ekleminde ağrı: Çene eklemine aşırı yüklenilme nedeni ile eklemde ağrı, çıtırtı ve kenetlenme olabilmektedir.
  • Bu belirtiler diş gıcırdatmasının hemen başlangıcından itibaren ortaya çıkmaz. Olayın şiddetine ve süresine göre bazen yıllar sonra görülebilmektedir. Çoğunlukla belirtilerin tümü birden olmayabilir. Bazen çok az belirti gösterebilir.
Diş dostu olarak kabul edebileceğimiz gıda maddeleri hangileridir?

Diş dostu olarak kabul edilen gıda maddelerinin başında proteinler gelir. Vücudumuzun temel yapı taşını oluşturan bu maddeler hem dişlerin gelişimi sırasında, hem de dişler sürdükten sonra diş sağlığı açısından da mutlaka tüketilmesi gereken gıda maddeleridir.

Yüksek protein içeriğinin yanı sıra diş sağlığındaki önemi açısından peynir özellikle şekerli gıda tüketimi sonrası şiddetle tavsiye edilen bir besindir.

Yer fıstığı da içeriğindeki fosfat nedeniyle çerez türü yiyecekler arasında diş dostu olarak nitelendirilen bir besindir.

Rafine edilmemiş hububat (beyaz undan yapılmış ekmek yerine kepekli esmer ekmek) diş sağlığı açısından tercih edilmelidir.

Çene eklemi hastalıklarının tedavisi nasıl yapılır?

Çene eklemi rahatsızlıklarının tedavisinde Reversibl Tedavi (Faz I) ve İrreversibl Tedavi (Faz II) aşamaları bulunmaktadır. Faz I tedaviler konservatif yaklaşımlardır ve oklüzal splint tedavisi, fizik tedavi, farmakolojik tedavi ve psikiyatrik tedavileri içerir.

Oklüzal splint tedavisinde interoklüzal splint ve gece plağı kullanılır. Bu tedavide splintin oklüzyonunun doğru ayarlanması çok önemlidir. Böylelikle, hastada istenilen oklüzal ilişki, kondil pozisyonu ve dikey boyut elde edilmiş olur. Kas spazmları azalır ve oklüzal yükler dengeli dağılmış olur. Ayrıca bu splint tedavisi hastanın durumunun farkına varmasını sağlamaktadır. Dişlerde parafonksiyonel hareketler sonucunda abrazyon oluşumunu engellemek amacıyla gece plağı kullanım endikasyonu bulunmaktadır.

Fizik tedavi yöntemleri arasında masaj, eklem distraksiyonu, egzersiz, termoterapi, iyontoforezis, elektroterapi, soğuk tedavisi, akupunktur, lazer tedavisi gibi seçenekler bulunmaktadır.

Farmakolojik tedavide nonsteroid antienflamatuar ilaçların etkili olduğu bilinmektedir. Ayrıca kortikosteroidler ve kas gevşetici ilaçlar da ağrıyı geçirmede kullanılmaktadır. Antidepresanlar rahatsızlığın psikiyatrik boyutu üzerinde etkilidir. Ancak farmakolojik tedavi türleri tek başına, rahatsızlığın kalıcı tedavisini sağlamaz.

Psikiyatrik destek tedavisi de multidisipliner tedavi yaklaşımı içinde yerini almıştır.

Faz II tedaviler ise geri dönüşümü olmayan tedavilerdir. Bu gruptaki tedavi yöntemleri, oklüzal iyileştirme (selektif mölleme, protetik tedavi, ortodontik tedavi), ortognatik cerrahi ve çene eklemi cerrahisidir. Çene eklemi cerrahisinde çeşitli tedavi yöntemleri kullanılmaktadır. Bunlardan artrosentez, eklem boşluğundaki eklemin hareketine izin vermeyen doku yapışıklıklarının serbestleştirilmesi ve çene ekleminin serumla yıkanması işlemidir. Artroskopi ise eklem boşluğuna ince kanüller vasıtası ile girilerek kamera ile eklem boşluğunun görülerek tedavisinin yapılmasıdır. Çene ankilozu, eklem deformasyonları veya eklemde kitle gibi durumlarda ise açık cerrahi işlemler yapılmaktadır.

Çene eklemi ağrılarının en büyük sebebi günlük hayatta karşılaşılan streslerdir. Bu ağrıların giderilmesi için hangi tedavi yapılırsa yapılsın öncelikle stresten uzak durmak gerekmektedir.

Ağız kuruluğunun sebepleri nelerdir?

Ağız kuruluğu tükürük bezlerinin tükürük salgılama fonksiyonlarının azalması sonucunda oluşur. Tükürük salgısındaki azalma ise ağızda oldukça ciddi sorunların oluşmasına yol açabilmektedir. Bakteri plağı ve yiyecek artıkları dişler üzerinde kolayca birikerek dişlerde çürüklere ve ağızda yaralara neden olabilir.

Sebepleri:

  • Yaşlılık: Bu durum tek başına olmasa da etkili bir faktördür.
  • Sistemik hastalıklar: Romatizmal hastalıklar(Sjogren's sendromu, sistemik lupus eritematozus, skleroderma), Bağışıklık sistemi hastalıkları (AIDS), Hormonal bozukluklar (Şeker hastalığı), Nörolojik bozukluklar (Parkinson)
  • Çiğneme kabiliyetinin azalması: Çiğneme fonksiyonunun azalmasına neden olan sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenme de ağız kuruluğuna yol açabilir.
  • Operasyon: Tükürük bezlerinin herhangi bir sebeple cerrahi olarak çıkarılması
  • Radyoterapi: Özellikle onkoloji hastalarına uygulanması sonucunda tükürük bezlerinde kalıcı hasar yapar.
  • İlaçlar: Dekonjestanlar, diüretikler, tansiyon ilaçları, antidepresanlar, antihistaminikler gibi birçok ilaç ağız kuruluğu yapar.
  • Kafein ve alkolün fazla miktarda tüketimi
Ağız kuruluğunun belirtileri nelerdir?
  • Sık sık susama hissi
  • Dudaklarda kuruluğa bağlı çatlaklar ve kuruluk
  • Dilde yanma hissi
  • Kötü ağız kokusu
  • Özellikle kuru yiyecekleri yeme güçlüğü
  • Konuşma güçlüğü
  • Tat alma bozukluğu
  • Protez kullanmada zorluk
Ağız kuruluğunun önlenmesi ve tedavisi nasıldır?
  • Sık sık azar azar su içmeli, gece yatarken yanında su bulundurulmalı
  • Şekersiz sakız çiğnenmeli
  • Sigara, alkol, şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı
  • Yaşanılan ortamın nemi ayarlanmalı
  • Bakteri plağı kontrol altına alınmalı
  • Floridli diş macunu, jel, gargara kullanılmalı
  • C vitamini kullanılmalı
  • Yapay tükürükler kullanılabilir
  • İçeriğinde alkol ve sodyum lauryl sülfat bulunan ağız ve diş bakım ürünlerini kullanmamak gerekir.

Xerostomia, ciddi ağız rahatsızlıklarına yol açabilir; ihmal edilmemelidir.

Kanserler ağzın en sık hangi bölgelerinde görülür ve önemi nedir?

Ağız kanserlerinin genellikle 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır. Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; ağız tabanı, dil, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından oldukça önemlidir.

Ağız kanserlerinin nedenleri nelerdir?

Ağız kanserlerinin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki kansere neden olan maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı bildirilmiştir. Ayrıca hareketli protez kullanan kişilerde oluşan kronik protez vurukları da ağız kanserlerine sebep olabilir. Bunlardan başka genetik yatkınlığın da ağız kanserlerinin oluşmasında önemli bir rolünün olduğu bilinmektedir.

Ağız kanserlerinin muhtemel belirtileri nelerdir?

Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli lezyonlar, uzun süre iyileşmeyen ağız yaraları, ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması, ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar, seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi, dil ve çene hareketlerinde zorlanma, çiğneme ve yutma güçlüğü, dil veya ağzın diğer bölgelerinde uyuşukluk ve his kaybı, alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması ağız kanserlerinin belirtileri olabilir. Ağız kanserleri başlangıçta ağrısızdır, ilerleyen dönemlerde ise ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikayeti de başlar. Kişinin ağız kanserini kendisinin fark etmesi güç olabilir. Bu nedenle düzenli olarak dişhekimine gidilmesi ağız kanserlerinin erken tanısında son derece önemlidir.

Ağız kanseri riskinin azaltılması için neler yapılabilir?

Sigara, pipo gibi tütün ürünlerini kullanmayınız, tütün çiğnemeyiniz. Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayınız. Hem alkol hem de tütün ürünlerini kullanan kişilerde ağız kanseri riski alkol ve tütün ürünlerini kullanmayan kişilere göre 15 kat daha fazladır. Meyve ve sebzeden zengin diyetle besleniniz(araştırmalar bu tür diyetin ağız kanseri riskini azaltabileceğini ileri sürmektedir). Düzenli olarak dişhekimine gitmeyi ihmal etmeyiniz.

Diş apsesi nasıl oluşur?

dis-apsesiBazı kişiler diş çürümelerini önemli bir sorun olarak görmezler. Ancak, zamanında ve doğru şekilde müdahale edilmediğinde, daha çok sorun yaratan bir duruma yol açabilir. Çürüğün ilerlemesi ile bakteriler dişin özüne ulaşarak enfekte olmasına neden olurlar. Enfeksiyon dişin köküne ve çevre dokulara yayılarak abse olarak bilinen şişliklere neden olurlar. Enfeksiyonun kemiğe ulaşarak yumuşak dokularda şişme yapması sonucunda şiddetli ağrı oluşur ve hemen müdahale edilmezse dişin kaybedilmesi kaçınılmaz olur.

İltihaplı her diş çekilmelimidir?

Modern diş hekimliğinin amacı; diş kayıplarının mümkün olduğu kadar önüne geçmek ve doğal dişleri ağızda tutmaktır. Çünkü; tek bir dişin kaybı bile genel diş sağlığı ve görünümde olumsuz değişikliklere neden olmaktadır. Bu nedenle iltihabın veya kistin büyüklüğüne göre dişin kök ucunda oluşan bu patolojik dokuların uzaklaştırılması işlemi olan apikal rezeksiyon operasyonu yapılarak dişler daha uzun süre ağızda tutulmaya çalışılır.

Gömülü diş nedir, çekimi gerekli midir?

gomulu-dis

Diş etrafındaki çene kemiğinin çok yoğun olduğu ya da dişetinin çok kalın olduğu durumlarda, çene kavsinin dar olması nedeniyle dişin sürecek yer bulamaması halinde, süt dişlerinin erken kaybı sonucu ya da bazı hastalıklara bağlı olarak sürememiş ve dişetinin altında, kemik içinde kalmış dişlere gömük diş denir. Bu dişler abseye neden oluyorlarsa, ağrı yapıyorlarsa, dişin büyüklüğü ve konumu çene kırığı riski taşıyacak kadar kemiğin incelmesine neden oluyorsa, tümör ya da kist ile birlikteyse ve komşu dişin çürümesine yol açıyorsa çekilmeleri gerekir.

Sürme zamanı geldiği halde çeşitli nedenlerle ağızda yerini alamayan dişlere " gömülü dişler" denir. Üçüncü büyük azı dişleri ( yirmi yaş dişleri veya akıl dişleri olarak da bilinir ), en sık rastlanan gömülü dişlerdendir. Üçüncü azı dişlerinin sürebilmesi için ağızda yer bulunmuyorsa ve kişi 25 yaşına geldiği halde halen sürmemişse, " gömülü " olarak değerlendirilirler. Bazen de bu dişler kısmen sürer, ancak hiçbir zaman tam yüksekliğe ulaşamazlar. Üçüncü azılarınız henüz sürmemişse, dişhekiminizi ziyaret ederek durum hakkında bilgi edinebilir ve gömülü kalan dişlerin neden olabildiği ağrı, şişme, enfeksiyon, çürük ve dişeti hastalıkları gibi bazı problemler ortaya çıkmadan etken dişin çekilmesini sağlayabilirsiniz.

Diş ağrısı başladığı zaman acil olarak yapılması gerekenler nelerdir?

dis-agrisi

  • Ağrıyan dişin üzerine kesinlikle herhangi bir ağrı kesici ilaç veya alkol gibi kimyasal maddeler uygulanmamalıdır. Kimyasal yapıları sebebi ile bu gibi maddeler dişetinde ve çevredeki yumuşak dokularda kimyasal yanıklara sebep olabilmektedir.
  • Ağrıyan dişler fırçalanarak üzerinde birikmiş olan gıda artıkları diş üzerinden uzaklaştırılmalıdır.
  • Ağrının hafifletilmesi için diş hekimine gitmeden önce bir ağrı kesici ilaç alınabilir.
  • Eğer yüzde bir şişlik oluşmuşsa o bölgeye soğuk kompres yaparak ağrının hafifletilmesi sağlanabilir.
  • Diş üzerinde çürüğe bağlı olarak bir kavite oluşmuşsa bunun içine çok az miktarda karanfil yağı emdirilmiş pamuk konulabilir. Karanfil yağı ağrının hafiflemesini sağlayacaktır.
  • Bu önlemlerle birlikte zaman kaybetmeden diş hekimine müracaat edilmelidir.
Çene ekleminde oluşan ağrıların sebepleri nelerdir?

Uykuda dişlerinizi sıkıyor veya gıcırdatıyorsanız(bruksizm), çene ve yüz kaslarında yorgunluk ve hassasiyet oluşabilir. Uyandığınızda yüzünüzün her iki tarafında ağrı hissedebilirsiniz. Diş sıkma ve gıcırdatma genellikle uyku sırasında görülmekle birlikte gündüzleri de olabilmektedir. Çene eklemi hastalıklarının geniş bir psikososyal komponenti olduğu düşünülmektedir. Artmış stres diş gıcırdatma, aşırı sakız çiğneme gibi alışkanlıklara yol açar. Bu alışkanlıklar kasların aşırı kullanımına, kas yorgunluğuna, spazma ve sonuç olarak ağrıya neden olur. Bruksizm çoğunlukla stres ile birliktedir. Bazı ilaçlar (özellikle major trankilizanlar, alkol ve uyuşturucular) da bruksizme neden olabilir.

Kanal Tedavisi Neden Gereklidir?

Pulpada enfeksiyon ya da kalıcı bir hasar varsa kanal tedavisine gerek duyulur. Tedavi edilmemiş çürükler pulpa enfeksiyonuna neden olabilir. Diş minesi ve dentin çürük nedeni ile kök kanalına kadar madde kaybına uğrar ve çürük nedeniyle oluşan bakteri pulpada enfeksiyon oluşumuna neden olur. Dişin iç kısmında bulunan bu enfeksiyonlar için antibiyotikler dişte ve çevresinde oluşan iltihabı ortadan kaldırmakta etkili değildir. Pulpada bulunan iltihap ağrıya neden olabilir. Meydana gelen enfeksiyon tedavi edilmezse apse oluşumuna ve dişi çevreleyen kemikte zarara neden olabilir. Kanal tedavisinin amacı dişi, enfekte olmuş ya da zarar görmüş pulpayı çıkartarak kurtarmak ve herhangi bir iltihabı tedavi etmek boş kanalları özel bir dolgu maddesi ile doldurmaktır. Eğer kanal tedavisi yapılmazsa dişin çekilmesi gerekebilir. Doğal dişi korumak her zaman tercih edilir. Bir ya da daha fazla diş eksikliği komşu dişlerin yer değiştirmesine, duruş şeklinin bozulmasına sebep olabilir. Ayrıca doğal dişleri korumak implant ve köprüler gibi pahalı ve derin tedavilerin uygulamasını gerektirmez.

Diş gıcırdatma nedir ve sebepleri nelerdir?

dis-gicirdatmaBruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Toplumumuzda sık rastlanır. Genellikle bu alışkanlığa sahip bireyler bundan habersizdir.

Bruksizmin (diş gıcırdatması) oluş nedenleri hakkında çeşitli görüşler vardır. Bazı araştırmacılar bruksizmin dişler arasındaki kapanış ilişkisinin bozulmasından kaynaklandığını, bazıları santral sinir sistemindeki bir hastalığın neden olduğunu bazı araştırmacılar da bu iki nedeni de kapsayan çok yönlü bir problem olduğunu ileri sürmektedirler.

Herkes stresin bruksizmin nedenleri arasında en önemli faktör olduğu konusunda fikir birliği içerisindedir. Vücudumuzda stres belirtilerini ilk olarak gördüğümüz yer ağız dokularıdır. Stres bruksizmin hem oluş nedeni hem de olayın şiddetini artıran en önemli faktör olarak belirlenmiştir.

Çene ekleminin ağrılarında hangi belirtiler bulunur?

Çene eklemi rahatsızlıklarının teşhisi için ayrıntılı bir muayene şarttır. Klinik ve radyolojik muayenelerin yanında, gerekli olduğunda serolojik testlerden de yararlanılabilinir. Doğru teşhis için hastanın ağız içi ve ağız dışı muayenesi dikkatlice gerçekleştirilmelidir. Hastadan anamnez alınmasını takiben oral muayene yapılır. Dişler ve dişleri çevreleyen dokuların rutin muayenesinin dışında, oklüzal incelemelerin de yapılması önemlidir. Bu incelemelerde şu belirtiler araştırılır:

  • Ağzı açıp kapatırken klik, takırtı sesi
  • Kulaklarda çınlama
  • Baş ağrısı
  • Çenenin limitli açılması veya kilitlenmesi
  • Boyunda ağrı veya sertlik
  • Çiğnerken ağrı
  • Yüzde ağrı
  • Dişleri birbiri üstüne kapatırken ağrı
  • Çiğnerken çenede yorgunluk
  • Esnemede zorluk
  • Sert yiyecekler yerken çenenin kilitlenmesi veya ağrı.
Üçüncü azılar neden düzgün bir şekilde sürmezler?

ucuncu-azilarEvrimleşen insanoğlunda çene kemikleri gittikçe küçülmeye başladığı halde azı dişlerinde sayıca azalma tam olarak gerçekleşmemiştir. Bunun sonucu olarak günümüz insanında ağızda son süren üçüncü azı dişleri için genellikle yer kalmamaktadır. Bilindiği gibi üçüncü azı dişleri 15 ile 25 yaşlar arasında sürebilirler.

Gömülü üçüncü azılar ne tip sorunlara yol açabilir?

gomulu-ucuncu-azilarGömülü üçüncü azıların çevresinde kist ve tümörler oluşabilir. Öte yandan, kısmen sürmüş üçüncü azılar da ciddi bir enfeksiyon kaynağıdır. Bu tip dişler ağrının yanında dişeti problemleri ve apselere yol açabilirler. Ancak her üçüncü azı da bu problemlere neden olmayabilir.

Dişimi çektirmesem sadece antibiyotik kullansam olmaz mı?

Antibiyotikler yalnızca kısa bir süre için rahatlama sağlayabilirler. Toplumumuzda bilinçsiz ve çok çeşitli antibiyotik kullanımı yaygın olduğundan, alınan antibiyotikler şikayetlere yol açan mikroorganizmalara her zaman etki etmeyebilir. Üstelik etkili olsalar bile, gerçek problemi ortadan kaldıramazlar. Diğer bir deyişle, antibiyotik alınsa da probleme yol açan diş hala ağızdadır.

3. azı dişlerimin çekimi ne zaman gereklidir?

Üçüncü azı dişlerinin çekilmesi için mutlaka problem yaratmalarını beklemek yanlıştır. Diş hekiminizin de önermesi koşuluyla erken dönemde yapılacak üçüncü azı çekimlerinin ileride doğabilecek pek çok problemi önleyeceğini unutmayınız. Örneğin, gömülü üçüncü azılar, ikinci azı dişlerine zarar verebilirler. 16 yaşından önce yapılan çekimlerde iyileşme son derece hızlı olmaktadır. Daimi ikinci büyük azılar sürdükten sonra üçüncü büyük azıların alınması mümkündür. Bu da 11-12 yaş civarında gerçekleşir. Diş hekiminiz, bu dönemde alacağı röntgenler ile üçüncü azı dişlerinin sürmesi için yeterli yer olup olmayacağını tayin ederek çekim için gerekli öneride bulunacaktır.

3. azı dişimde şikayetim varsa ne yapmalıyım?

Ağrı, şişme ve enfeksiyon şikayeti olan kişiler, üçüncü azılarını en kısa sürede çektirmelidirler. Ancak hiçbir şikayet söz konusu değilse, ileride oluşabilecek sorunları önlemek veya olası bir çapraşıklık riskini ortadan kaldırmak için bu dişlerin alınması yararlı olacaktır. Bunun yanı sıra, şikayete yol açmayan gömülü üçüncü azıların erken dönemde alınması ile; nedeni tespit edilemeyen çene ağrıları, hareketli protezlerin doku uyumsuzlukları, dişeti hastalıkları ve tümör gelişimi gibi bazı riskler de ortadan kalkacaktır.

Protez Nedir?

Dişlerin ve çevre dokuların çeşitli nedenlerle madde kaybına uğradığı ya da tamamen yok olduğu, yani kaybedildiği durumlarda, onları onarmak ya da yerine konması için kullanılan, hazırlanmış materyallere protez adı verilir.

Protezin Amacı Nedir?

Protezde, hastanın kaybolan fonksiyonları tekrar kazandırılmaya çalışılırken, aynı zamanda bozulan konuşmasının da düzeltilmesi ve estetik görünümün de daha iyi olması amaçlanmaktadır. Böylelikle büyük oranda kaybedilen ağız sağlığı düzeltilirken toplum içinde eksik ya da harap olmuş dişlerle yaşamak zorunda kalan bireylerin psikolojik açıdan da desteklenmesi sağlanır. Çünkü bu şekilde yaşamlarını ( bir süre de olsa ) sürdürmek zorunda kalan bireyler, öncelikle gülmeyi unuturlar.

Bu da fonksiyonel bozuklukların yanı sıra, insanlarda kendine güven duygusunun zedelenmesine neden olur. Bu tip hastalara yapılan çeşitli protezlerle insanların yaşam kalitesinin yükseltilmesi amaçlanır.